Kekova, antik çağda Dolkhiste adıyla bilinen ada ve çevresindeki tarihi alanları kapsayan efsanevi bir bölgedir. MS 2. yüzyılda yaşanan depremlerle kısmen denize batan antik kent, bugün Türkiye'nin en büyüleyici doğal ve tarihi miras alanlarından biridir.
Kekova Adası ve çevresindeki kıyı şeridi, antik çağda çok sayıda küçük Lykia yerleşimine ev sahipliği yapan bereketli bir bölgeydi. MS 2. yüzyılda bölgeyi derinden etkileyen şiddetli depremler, kıyı boyunca uzanan antik kentlerin önemli bir bölümünün denize batmasına neden olmuştur. Bu jeolojik dönüşüm, günümüzde 'batık şehir' olarak bilinen eşsiz bir arkeolojik manzara yaratmıştır.
Kekova Körfezi'nde tekneyle ya da kano ile dolaşırken kristal berraklığındaki suyun altında antik sur duvarları, merdivenler, kapı söveleri ve yapı temelleri seçilebilmektedir. Bu alışılmadık manzara, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen deniz arkeolojisi alanlarından birini oluşturmaktadır. Bölge, Türk hükümeti tarafından özel çevre koruma alanı ilan edilmiş ve dalış ile yüzme yasaklanmıştır.
Kekova çevresindeki Simena (Kaleköy), Aperlai ve Teimiussa gibi antik kentler, bölgenin tarihsel zenginliğini pekiştiren diğer önemli noktalardır. Ortaçağ kalesinin gölgesindeki Kaleköy, Kekova karşısındaki konumuyla bu tarihin canlı bir parçası olmaya devam etmektedir.
Emin Stone Village'daki Kekova villası, bu gizemli deniz manzarasının ve tarihin derinliğinin ruhunu barındırmaktadır. Suyun altındaki anılarla kurulan o büyülü köprü, misafirlerine zamansız bir deneyim yaşatmaktadır.
İlgili Villa
Kekova Villası

