Kaş: İlk Bakışta Aşk

Blog · 15 Mayıs 2025

Kaş: İlk Bakışta Aşk

Bir zamanlar Phellos'un limanı, bugün Türkiye'nin en büyüleyici kıyı kasabası. Kaş, antik Lykia'nın izlerini taşıyan dar sokaklarıyla, kristal sularıyla ve sessiz zarafetiyle ilk bakışta aşık edecek bir yer.

Bir zamanlar, Lykia uygarlığının önemli bir parçası; kartal yuvası misali Toros Dağlarının tepelerinde kurulu Phellos'un limanı ve yoğun bir deniz ticaret merkeziydim. Tarih boyunca bana Antiphellos, Habesos, Habesa ve Andifli adları verildi. Artık küçük bir balıkçı köyü olmaktan çıktım; şimdi sırtımı dayadığım Toros Dağlarının eteğinde, Akdeniz'in mavi sularına kıvrılarak uzanan kıyılarımla 'Türk Rivierası' olarak anılıyorum. Her köşemde kaya mezarları, sarnıçlar, anıt mezarlar ve antik tiyatro gibi tarihi kalıntıları görebilirsiniz. Begonviller taş evlerimin balkonlarını süsler; daracık sokaklarımda kediler özgürce dolaşır.

Derler ki: 'Kaş'ta sizi tek şey zorlayabilir: ne yapacağınıza karar vermek.' Dilerseniz tarihin içinde bir yolculuk yapar gibi daracık sokaklarımda dolaşıp antik tiyatroda açık hava konseri izleyebilirsiniz. Şnorkelle su altının eşsiz güzelliğini, tüplü dalışla sularımın derinlerindeki tarihi batıkları keşfedebilir, balıklarla ve deniz kaplumbağalarıyla yüzebilirsiniz. Kaş'ın Hidayet Koyu açıklarında batırılan Uluburun batığı kopyası, dalış meraklıları için özel bir su altı arkeoloji parkına dönüştürülmüştür. Likya Yolu'ndan sizden önce geçmiş insanların ayak izlerini takip edebilir, Patara'nın 18 km uzunluğundaki sahilinde günbatımını izleyebilirsiniz. Beni özel kılan sadece doğal ve tarihi zenginliklerim değil; dinlenmek isteyenler için de ideal bir sığınağım.

Kaş yöresi, Akdeniz'in en eski uygarlıklarının beşiği olarak bilinir. Hititler tarafından yazılmış metinlerde adı geçen Lukka halkı, büyük olasılıkla Likyalılardır. Antik Mısır kayıtlarına göre Lukka adı, Hititçede 'ışık' anlamına gelen 'luk' kökünden türemiştir. Likyalılar, Antalya ve Fethiye arasındaki dağlık alanlarda ve kıyılarda yaşamış, pek çok iz bırakmışlardır. Kaş'ın Uzun Çarşı Caddesi'ndeki Anıt Mezar, M.Ö. 4. yüzyıldan kalma, tek bloktan oluşan ve üzerinde sekiz satırlık Likya dilinde kitabe bulunan en görkemli Lykia lahitlerinden biridir. Kaş yakınlarında Uluburun'da keşfedilen 3.350 yıllık Mısır gemi enkazı ise Lykia'nın ne denli gelişmiş bir deniz ticareti medeniyeti olduğunu gözler önüne serer.

Likya Birliği, tarihte bilinen en erken cumhuriyetçi yönetim biçimi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Birlik, 23 üye şehir devletinden oluşmaktaydı; başlıcaları Patara, Xanthos, Pınara, Olympos, Myra ve Tlos idi. Bu şehirler siyasi ve ekonomik kaynakları paylaşan ortak bir federal yapı altında birleşmiş, M.S. 43'te Roma İmparatoru Claudius tarafından dağıtılana kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. M.S. 141 ve 240 yıllarında yaşanan büyük depremler ve Arapların 7.-9. yüzyıllardaki saldırıları bölgeyi derinden etkilemiştir. 1071'de Selçukluların Malazgirt zaferinin ardından bölge Türkleşmiş; 1923 Lozan Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen nüfus mübadelesi ise Kaş'ın bugünkü karakterini şekillendirmiştir. Bu tarih katmanlarının tamamı, bugün Kaş'ın dar sokaklarında, kaya mezarlarında ve antik tiyatrosunda yaşamaya devam etmektedir.